ÜYE GİRİŞ
     Kullanıcı Adı:
                  Şifre:
Güvenlik Kodu: 6985
Yeni Kayıt    Şifremi unuttum
Şiir, Türkü ve Diğer Kişisel YazılarHerhangi Bir Konu Hakkında Serbest Yazılar
      HAÇAPYT...
          Tarihçe
          Dilimiz
          Kültür-Örf-Adetler
          Yemeklerimiz
          Tahsil Durumu
          Soy Ağaçları
          Yaşanmış Anılar..
          Lakaplar-Kabileler
          Şiir-Atma Türki
          Yaylalari
          El Sanatları
          Kim Kimdir?
          Resim-Video Galeri
          Üyeler
          Duyurular
          Prof.Dr. Mehmet HABERAL         
 
            DY?ER...
  Radyo Haçapit
  Oyun
  Linkler
  İletişim

      SON GİREN ÜYELER
      alihaberal
      nba
      mry533467
      imdat53
      cazi
 

Köyümüzde kullanılan yöresel kelimeler, deyimler...
Listede olmayan kelimeleri anlamıyla birlikte bize gönderin:


Bu kelimelerin kökeni araştırıldığında eski Türk kavimlerinden nesilden nesile aktarılarak günümüze kadar geldiği ortaya çıkmıştır. Bazı kelimeler halen daha Türki cumhuriyetlerinde, özerk Türk bölgelerinde kullanılmaktadır.
Kelimeler
açal : küçük öküz
afkürmak : havlamak
ağu : zehir
ağuvah : zavallı,yazık
ağzon : yalak
agos : bahçekazarken tutulan sıra.
ajlonmak : acıkmak
alaf : ağaç dallarından ve yapraklarından yapılan hayvan yiyeceği
anada baba hahaç gagala : çok şaşırmak anlamında..
ander : işe yaramaz
apepuş : mıncıklamak
arkiri : düz yol
aşomol : taze biçilen ot
averçuk etmek : yemek artığı
avzon : Hayvanların su içebilmesi için beton veya tahtadan pinarlarin suyunun tutulması için yapilan set
bağluk : salatalık bağı
bağreç : süt kabı
bebluş : yakmak
bebuk etmek : bebeklerin ağlamaya başlama hazırlığı
beduk : yaprakların açmaya başladığı ilk hali,çam sakızı parçası
becit : acele
bedevi : boş boş dolaşmak
beras : pırasaya benzeyen bitki
bobic : ağzını buruşturmak
bobol : böcek
bocuk : insan bağırsaklarında yaşayan solucan, parazit
bolaki : eğer ki
bolamaç : bulaşmak
bolma : oda
borcuş etmek : ihlamur ve kastane gibi ağaçların yapraklarını sapından koparmak
bubrik : yazın yağmur yağması için dua etemek için oluşturulan insana benzer maket
buceg : yaban arısı
bulik : genç kız
buzak : inek yavrusu
cedumun gundali :
cağ : elişi yapmada kullanılan şiş
carma : odun yiğini
caş : sütle yapılan mama
cazi : cadı
ceğak : bahçelerde yetişen bi bitki
ceğart : bir kuş türü
certuş : kulak çekmek
cevduş : bir şeyin ezilmesi
cibul : üfleyerek çalınan, kabak vb bitkilerden yapılan çalgı
cicik : meme
cicor : balık tutmak için kullanılan solucan veya böcek
cigun : biçilmiş otların bir kısmının birbirine baðlanım hali
cikayı : bir bitki
cil : filiz
cor etmek : ekini biçmek
cucig : peynirin henuz olmamış hali
cucul : pipi
cugal : küçük kazan-süt kabı
cuğ : böðürtlen
cut : salkım
çaça : ineklerin altına ermek için kullanılan kuru yaprak
çaçara : çok konuşan
çaçel : kaburga kemikleri
çafi : Dişli
çapuk : çabuk
çapula : terlik
çeç : arıların yuvasını yaptıkları madde
ceğçeğon : şelale
çegobal : tenekelerin su ile dolarak değişik sesler çıkarmasın sağlayan genellikle ekinleri yabani hayvanlardan korumak için kullanılan düzenek
çeğmuş : ezilmiş
çenci : elbezi
çenci çuval etmek : kötü hale getirmek,bıktırmak
çepuşt : vücüdün bir yerini su toplaması, veya yanması sonucu oluþan durum
çerçeruş etmek : ateşin yanması
çeruğ : ishal
çetuş : ezilmiş
çiğa : bir kuş
çoğ : dalları soyulmuş uzun ağaç
çonçul : 1.iplerin karışmış hali,2.balık dizilen dal
çorlanmak : zıkkımlanmak
çoyi : Ahir üstündeki döşemenin altındaki kalın uzun kiriş
çuğa : hırka
çul : atkı
deb : kurutulmuş mol
debe : eriklerin değişik şekil almış hali
denaz etmek : taklit etmek
deroni : eski evlerde çatının altındaki kısım
dibeli : olumsuzluk hoşnutsuzluk ifadesi (araba gelmedi dibeli akşam oldu)
digina : sepet
diz : kene
do : erkeklere seslenme
dodgim : kestane veya fındıktan sepet yapımı için kullanılan beş altı yaşındaki taze fidan
dodik : sepet bacaği
dodoluş etmek : oyalanmak
doğdi : kesici aletlerin arka kısmı
egiş : maşa
eğinç : ısırgan
encomi : en azından
ernafil : bir erik türü
erti : eğrelti otu
esebaspa/esevaspak : hayret etmek
esse : gerçek
ezbeduk : bir karayemiş türü
felomur : ihlamur
ferağti : çıt
ferzeng : kötü kız (ferzenge bak yine ortaluği katti birbirine...)
fili : dilim
foli : fasulye ekmek için açılan yuva
fufut : sivilce türü bişey
fuşki : hayvan pisliği
gadel : peynir-yağ konulan bir kutu
gagev : çam sakızının eskimiş hali
gagla göz : büyük göz
gagut : dolu
gec : ateşten çıkan lav parçası
gecik : yumak; bükülmek
geculik : ateşböceği
ged ged her her : tepes kupas anlamında
gedalboçik : kurbağa yavrusu
gedma guduz : tepes kupas anlamında
geduç : gaga,burun
gedvali : Lahana çorbası karıştırmaya yarayan büyük düz kaşık- Benim sitedeki Nickim:)
gegit : cimri
gegma : gügüm
geğdaduş etmek : midesi bulanmak
gergerun : doğada çıkan bir çeşit ses
germa gedoç :
gerocuk : ucu kancalı sopa
geroç : ucu kancalı sopa
geroni : tesbih yapımında kullnılan bitki
getoğ : kazan
gic : kızdırmak
gidal : meyve toplamak için kullanılan ucunda torbası olan uzun sopa
gigila : yumurta sarısı
gililenmak : yuvarlanmak
ginc : arı iğnesi
girla gitmek : birşeyden çok fazla olması, meyvelerin çok olması
goc : oturak-iskemle
godim : dere kenarında yetişen rokaya benzer bir ot
godvon : mısır tanelerinin dizildiği gövde kısmı
gogov : olgunlaşmamış meyve
goliva : suda pişmiş mısır
golobuz : bir armut çeşidi
gotloz : kesilmiş ağacın en son işe yaramaz kısmı
gotol : lahananın sap kısmı
guger :
gukma : gügüm
guncumol : bir bitki
gunç : toprağıyla birlikte koparılmış ot kümesi
güneli : güneşin enfazla aldığı yer
ğalapa : fındık-cevizin yeşil kabuklu hali
ğeğela : eskimiş kötü giysi
ğerdağesim olmak : darmadağın olmak,çok kötü hale gelmek
ğeri : mısır ağacının sap kısmı
ğirla : çok fazla (Armutlar ğirla gidiyor)
ğop : karasapanın ucuna takılan demir
ğuli : karalahananın sap kısımlarından yapılan bir yemek
ğhacuk : meyveden alınan bir ısırık
ğherk : oluk
ğhedik : kar ayakkabısı
ğheğ : eritme peynir
ğherli olmak : doğru olmak
ğheşuş :
ğhezele : geveze
ğhic : fazlalık,artık,çöp
ğhil : kılçık
ğhitiklamak : gıdıklamak
ğhoç : küçük sopa
ğhomel : çay yüklemede kullanılan tahta çekici
ğhoşmeri : bir yemek
ğhozon : güneş almayan yer
hadik : tane
halgin : büyük kazan
halkef : fındık ve cevizin yeşil kabuğundan çıkmış hali
harduma : yayla evlerinini üstünü örtmek için kullanınlan ince tahta
haşayif : bir kuş
havlilig : dikenlerin üzerinde olan kırmızımsı meyve
hecuş : çok zayýf çelimsiz
heçat : eski-dökülmüþ
heçheçuş : gıcırdanma-ses
heçipa : yengeç
heçkel : çaça-yaprak taşımada kullanılan sepet
helez : kertenkele
hencihomu etmak : çok hırpalamak
herherun : doğada bir çeşit ses
hertel : kabak,karpuz vs.nin içindeki çekirdekli bölge
herteş-herteşlenmek : kepek-yerinde duramamak
hertlak : çok acıkmış olan,çok yiyen
heşuşlenmak : kendini vermek,yaymak
heyig : kazmanın büyüğü
hğetelik :
hğeyet : salon
hğonç : ağaç kökü
hinç : tasma
hipilik : 1.çok küçük, 2.karabasan
hitipiloz :
hohol : baykuş
hohol etmak : karmakarışık hale getirmek
honcuş : pişirilen bir şeyi yakmak
honguç : düğüm
hopel : keçilerin boynuna takılan büyük teneke çenlek
hov : 1.heves, 2.belirli bir süre
hoyiz : tohum
hukeli : sinirli
hurçka : fasulye sırığı
hurtul : gırtlak
hus : kepekle yapılan hayvan yiyeceği
igit : erkek
ikra etmek : bıkmak,usanmak
iligom : böbrek
iloncuk : isanların bazen başina veya dişlerine giren pskolojik bir ağrıyı gidermek için kullandıkları para biçiminde üzerinde şekil olan metal
iptiki : önceki,eskiki,eskiden..
işluk : iş yaprken giyilen..
iştoni : don
ka : bayanlara seslenme
kabon : uçurum
kafulluk : dikenliklerle kaplı girilemez yer
kalif : bağ bahçeyi yabani hayvanlardan korumak için bekçilik yapılan kulube
karğana : omlet
kartopi : patates
kaspace : şaşırma sözü
kekeliç : iyi kızarmış
kelav vermek : bilemek(biçak vb.), ayar vermek
kelik : boynuzlu koyun
kentfoyi : oynak kız
keregin : dayının karısı
kerendi : tırpan
kerhaş : geniş yapraklı bir bitki
kert : kenar
kete : içinde şeker ve fındık ceviz karışşımı olan bir pelit türü
kevi : sağlam,sert
keyinç : ekmeğin kabuğu
kelevlamak : bilemek
kinçil : herhangi bir şeyin en uç noktası
kitipiyoz : ufak tefek
kolik :
konkul : mısırın tepesindeki püskül
kopeli : fırlama
kotkafa : kalın kafalı
köynek : gömlek
kufiça : meyve toplmada kullanılan sepet
kuku : kuku kuku sesi çıkaran bir kuş
kukuf : tepesinde saçı olan
kumez : havyan gübresi
kupas : yüzü koyun
kupli : asma kilit
künk :
küpbaþ :
lazut : mısır
lagot : genç delikanlı
leceruş etmek : birşeyin ıslanıp kötüleşmesi
leğboyik : kör yılan
lenger : büyük leğen
lezgi : basi bos
libart : çakal
liduri : argo bir kelime
lilig : boncuk
lobiya : barbunya
loküz : lüks lamba
lordu : salyangoz
macor : küçük, ufak salatalık
mafuş : yağda kızartılan hamur
mağol : yumuşak diken
mağoş : ekşimsi
mamençuş : vücüdün her hangi bir yerinin dayanılamayacak derecede üşümesi-donmaya başlaması
mar : odunun en küçük parçaı
maşketep : yarasa
meci : yardımlaşma
meçebul : bir kuş
merom : istek
mertek : biçilmiş ince kalas
merze : tahta kulube
mesuik : kırmızı benekli bir kuş-cennet kuşu
mesur : ahırda ineklerin bağlandığı, yem yediği yer
metelik : para
minci : çökelek
mişluk : ekmeğin içi
miyehof : ormanda küçük ağaçlarda olan bir meyve
moca : kuluçkaya yatmış tavuk
moci : ateşten sıçrayan çok küçük köz parçası
moğ : ot
mokuar : hala-teyze kocası
mol : kestane karayemiş felembur gibi ağaç dal ve yapraklarından yapılan hayvan yemi
mola : ılık
moluş etmek : bahçe-tarla temizlemek
momi : saf
moni : bir ağaç
moni moni yürü : hızlı hızlı yürü
mozi : düve
mucki : ortamı karıştıran kişi
muehğ : pis kokan bir böcek
mumulik : dağ çileği
muncur : suratın ağız kısmı
mur : is,duman lekesi
mükem : sağlam
naliya : serender
nebedi ol : git gözümün önünden kaybol anlamında..
nezevoyi : öküz arayan inek
norsuk : mısır filizinin küçük hali
oğvonk : otlardan yapılan hayvan yiyeceği
oh oh veicigi : çok acıdı anlamında..
olo : erkeklere söylenen bir hıtap sözü
oluk : oluk
ombar : ambar
omoni : ama
oncura : değişik kokulu yabani bir bitki
ongua : eski ahşap evlerde döşeme altında uzatılan kiriş amaçlı uzun kalın ağaç
onic : bit yavrusu
onluğ : nane
paçak : mısırın dışındaki kabuğu
pag : yayla evi
pağça : içerisinde ot konulan kulube-merze
pağenk : sarmaşık şeklinde çiçekli bir bitki
papa : mısır unu ve süt ile yapılan yemek
parig bacak : eğri bacak
part : kuru çimenlerin yuvarlatılarak toplanmış hali
pati : ayak
pecmuda : aylak
pecuş etmek : bir şeyin etkisiyle korkup kaçmak
peduş etmek : koparmak
peğcuş etmek : koparmak,ayıklamak-lazutun yapraklarını peğçuş etmek..
peleki : tepsi
pelit : soba üzerinde pişirilen kalın lavaş
pentrak : çürümüş ağaç kökü
pepeçula : siyah üzüm ve nişasta ile hazırlanan pelteye benzer bir tatlı
per : yaylada koyun-keçilerin konulduğu yer
perenktuş etmek : hapşirmak
peşki : havlu
petpetuş : kıpırdanmak
pezuş etmek : hayvanların sıcaktan bunalması
pilta : kuzine,soba
pilonç : aşk merdiveni
pinti : kötü, çirkef
piye : pire
piyupak : tertemiz
poco : balık türü
pocuş etmek : emeklemek
poçipoçi : emekleme
poğpeti : bir bitki
polokuş : çok bağırmak,ağlamak
por : bir sinek türü
por etmek : aralık bırakmak
poruş : kazmak
puçak : mısır yaprağı
puçğuş : çimen toplamaya yarayan uzun saplı alet
puğar : soğuk su kaynağı
puğasak :
puğre : bir bitki
pul : düğme
puli : civciv
pun : yuva
punagol : folluk
punes : kümes
pur : bir tutam ot
purtuluş : kızmak,
puzak : küçük inek
risel : yün işlemekte kullanılan iğin altındaki yuvarlak halka
sadir : bir yerden çekilip başka bir yere dikmek için çekilmiş fide
sert : örümcek
socuş etmek : budanan ağaç dallarını ayıklamak
şağa : cevizleri dalından silmek için kullanılan uzun sopa
şaravaç : büyük sürahi
şenlagot :
şerat : peynir-minci suyu
şib : kabak yaprağı
şim : eşik
şortuğ : sulak yerlerde yetişen geniş yapraklı bir yer bitkisi
şoz : güneş almayan çorak arazi
şuştak :
taçalik : kısa
tahtataraba :
talabucik gitmek : yuvarlanıp gitmek
tapul : bol ve ahenkli yağan kar tanesi
tapuş etmek : kazmak
tartaluş etmak : yerinde duramamak,kıvranmak
tat (pati) : köpek ayağı
tatul : pençe
tavluş : yerde yuvarlanmak
tepes kupas gitmak : çok hızlı yürümek
terçüş etmek : kiri çıkarmak için çamaşırı bir süre suyun içinde bekletmek
terek : raf
termaş : aksilik eden hayvana bağırma
termon : pekmezli yemek türü
terondodik : egri ve ince bacakli,uzun topuk
tevekeli : çok zor, tehlikeli
timiya : Çok değerli
titer : kelebek
toğli : koyun
tokuş etmek : öksürmek
tomli : çay ve fidan topluluğu
tormuş : büzüşmüş
tumb : yamaç,tümsek
tunç etmek : küsmek
tulig : gevşek, sıkı olmayan
ufenti : ekmek kırıntısı
uşak : genç erkek
vayincigi : zavallı, acima sözü
vareg : civcivin büyüğü
veğşi : yabancı gibi dumak
vekkovet : çok kuvvetli
vira vira : hızlı hızlı- oyle durana kadar vira vira makas at da çay bitsun
yalağuz : yalnız
yali : çarşı
yessi olmak : kurban olmak anlamında
yaveyi : unutkan
ye voy voy : şaşırmak
yitilamak : itmek
yuf : saf
zay olmak : yaralanmak
zitik : çkirge
zot etmek : kazma,balta gibi demir aletlere ek yaptırmak
züken : nezle
 
 Copyright©2007 hacapit@hacapit.com
www.hacapit.com daki hiç bir materyal izinsiz kullanılamaz.
haçapit, Haçapit, hacapit, haçapit,haçapit köyü,köy,tulum,horon,rize,hemşin, Subaşı Köyü, Haberal, Birben